Ulusal Su Kalitesi Yönetimi Strateji Belgesi (2012-2023) Taslağı

11.4.12

Döküman İçin Tıklayınız

 

Su kaynakları, son yıllarda bütün dünyada sürekli artan bir öneme sahip hale gelmiştir.  Türkiye’nin yer aldığı Ortadoğu-Balkanlar geçiş bölgesinde bu durum kuvvetle hissedilebilmektedir. İçinde bulunduğumuz bölge yarı kurak bir iklime sahiptir ve buna bağlı olarak su kaynakları potansiyeli düşüktür. Diğer taraftan, bölge ülkelerinin hızla artan nüfusu suya olan ihtiyacı arttırmaktadır. Teknik ve ekonomik şartlar çerçevesinde ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama 110 milyar m3 düzeyindedir. Ülkemizde kişi başına yılda yaklaşık 1500 m3 su düşerken, bu miktar ABD, Kanada ve Batı Avrupa ülkeleri gibi su zengini ülkelerde 10,000 m3’ün üzerindedir. Ülkemizin su zengini bir ülke olduğunu söylemek zordur. Su kaynakları konusunda bir önlem alınmadığı takdirde, 2030 yılında Türkiye’nin su kıtlığı yaşayan bir ülke durumuna gelmesi muhtemel görülmektedir. 

 

Ülkemizde kullanılan su miktarı, ekonomik olarak tüketilebilir su potansiyelinin %36’sına ulaşmıştır. Özellikle doğal kaynaklarımızın korunarak kullanılması ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması açısından, koruma-kullanma dengesinin ülkemizin sosyo-ekonomik şartlarına göre ayarlanması, her ne kadar zor bir görev olsa da, büyük önem arz etmektedir. Tüm bu unsurların sürdürülebilir su yönetimi kapsamı içerisinde değerlendirilmesi, gelecek kuşaklara bırakacağımız su mirası yönünden doğru bir planlama ve uygulamanın hayata geçirilmesi için şart gözükmektedir.

 

Günümüzde su kaynaklarının yönetimi giderek daha karmaşık bir hale gelmektedir. Bu karmaşıklığın temelinde, karşılaşılan sorunların kapsam ve boyut açısından çeşitlenmesi yatmaktadır. Geçmişte yalnızca nerede ve ne kadar su bulunduğu sorusuna cevap aranırken; günümüzde bunlara ilave olarak suyun miktarı ve kalitesinin de ele alınması, tüm faktörlerin bütünleşik bir biçimde değerlendirilmesi zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır.

 

Bugüne kadar yapılan çalışmalara Avrupa Birliği (AB) süreci de önemli bir ivme getirmiş ve yeni kazanımlar sağlamıştır. AB Çevre Müktesebatına uyum çerçevesinde yürütülen projeler, tüm paydaşların katkı ve katılımlarıyla hayata geçirilmektedir. Mevzuat uyumu yapılırken, bu uyumun gerçekleştirilmesi için ihtiyaç duyulan yatırımlar da tespit edilmekte ve uygulama planları Ülkemiz şartlarına göre önümüzdeki yıllara düzgün ve gerçekçi bir biçimde yayılacak şekilde düzenlenmektedir.

 

Ülkemizde su kaynaklarının yönetimine AB üyesi ülkelerin yol haritası olarak kabul ettikleri 2000/60/EC sayılı Su Çerçeve Direktifi (SÇD) bakış açısının getirilmesi, SÇD ve su kalitesi ile ilgili diğer Direktiflerin uyumlaştırılması ve uygulanması, ülkemiz yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının daha etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesinin temini açısından önemli görülmektedir.

 

Diğer taraftan, Ülkemizde su kaynaklarının ekolojik ve kimyasal durumları, yani kalitesiyle ilgili yeterli izleme verileri bulunmamaktadır. Fizikokimyasal parametreler ile ilgili izleme sonuçları kısmen bulunmakta, ancak öncelikli maddeler, mikro kirleticiler ve biyolojik kalite elementleri ile ilgili düzenli izleme neticeleri yer almamaktadır. Bu durum, su kaynaklarının kalite yönetimi açısından karar alma süreçlerinde sürdürülebilir olmayan yanlış kararların alınmasına sebebiyet verebilmektedir.