Bakan Eroğlu, En Fazla Ağaçlandırma Yapan İllerin Valilerine Takdir Belgelerini Video Konferansla Verdi

15.4.10

Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Milli Ağaçlandırma Seferberliği Kapsamında, 2008 ve 2009 yıllarında en fazla ağaçlandırma yapan Ankara, Mersin ve Konya Valilerine takdir belgelerini video konferansla verdi.

Bakan Eroğlu, programda yaptığı konuşmada Cumhuriyet tarihinin en büyük ağaçlandırma seferberliğini başlattıklarını ve 2008-2012 yılları arasında toplam 2 milyon 300 bin hektar sahada, ağaçlandırma, erozyonla mücadele ve ormanların iyileştirilmesi çalışmalarının yapılarak 2 milyar 500 milyon adet fidan dikilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Belçika Kadar Alan Ağaçlandırılacak

Eylem planı neticesinde Belçika'nın yüzölçümü kadar bir alanın ağaçlandırılmış olacağını anlatan Eroğlu, 2008 yılında 463 bin 592 hektar ve 2009 yılında da 501 bin 387 hektar alanda bu çalışmanın yapıldığını belirtti.

Bakan Eroğlu, geçtiğimiz yıl 7 bin 308 okul bahçesine 1 milyon 216 bin adet, 274 sağlık ocağı ve hastane bahçesine 89 bin adet, bin 735 adet ibadethane bahçesine 135 bin adet ve 904 mezarlığa da 219 bin adet fidan dikilerek ağaçlandırıldığını anlattı.

Mersin, Ankara ve Konya İlk Üçte

Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, çalışmalarda ilk üçe giren Mersin, Ankara ve Konya valileri ile video konferans yaparak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan teşekkür plaketlerini internet üzerinden gönderdi, ıslak imzalı orijinallerini de daha sonra kendilerine ileteceklerini bildirdi. Eroğlu, söz konusu üç il dışında Malatya, Kayseri, Kastamonu, Afyon, Eskişehir, Bilecik ve Adana'nın ''ilk 10'' daki iller arasında bulunduğunu söyledi.

5 Haziran Dünya Çevre Günü'nü bu yıl Konya'da kutlayacaklarını söyleyen Eroğlu, hem salonda bulunan hem de internet üzerinden toplantıyı takip edenlerin sorularını cevapladı.

Seslerini Kessinler

Eroğlu, CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen'in, İSKİ'nin suya ''sessiz sedasız zam yaptığına'' yönelik soru önergesi verdiğinin anımsatılması üzerine, ''Eski defterleri açtırmasınlar, seslerini kessinler'' şeklinde konuştu.

''Bu işi bilmeyen insanların ne kadar cahil olduğu ortaya çıkıyor'' diyen Eroğlu, şöyle konuştu:

''Orada İSKİ Genel Müdürlüğü yaptım. Geçmişte onlardan tamamen skandallarla, bataklığa saplanmış, içi boşaltılmış tamamen hortumlanmış bir İSKİ devraldım. 1 milyar dolar borçla devraldık. Dolayısıyla İSKİ'nin her şeyini biliyorum. 600 tane tesis yaptım. Orası adeta benim evladım gibi. 2050 yılına kadar su problemini kökünden çözdük. 

İstanbul'da yaşayanlar bilir, su yoktu, haftada bir, on beş günde bir su akıyordu, berbattı, okullarda temizlik yapılamadığından bit salgını başlamıştı, bağırsak enfeksiyonlar gibi şeyler yaşandı. 

Derelerden su getirmenin bir maliyeti var, diyelim ki Sarıyer'deki bir vatandaşa su getirmek için kaç yerde pompalama yapılıyor, enerji harcanıyor biliyor musunuz?'' 

Terkos'tan Sarıyer'e kadar birçok hat bulunduğunu ve gittikçe yukarı doğru suyun basıldığını anlatan Eroğlu, ''İSKİ kar etmiyor ki, kar eden bir kurum değil ki, su olsa da olmasa da bu enerji ve işletme masrafını harcayacak. Fazla su olması bir şeyi değiştirmiyor. 'Fazla su var, bunu ucuzlatsın' demenin bir mantığı yoktur'' görüşünü dile getirdi. 

Kurumların fiyatlarını işletme maliyetlerini dikkate alarak kar etmeyecek şekilde cüzi miktarda ve yatırım bedeli koyarak tespit ettiğine işaret eden Eroğlu, İstanbul'daki su fiyatlarının son derece makul olduğunu söyledi. 

İSKİ'nin şu an su kalitesinin Avrupa'daki bütün şehirlerinin su kalitesinden çok daha iyi olduğunu anlatan Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu arkadaşlara... İstanbulluya geçmiş dönemde çektirdikleri büyük eziyetin faturasını kim ödeyecek? 8-9 katrilyonluk depo yapıldı su akmadığı için bunun bedelini İstanbullu ödedi. Her apartman o zamanın parasıyla 15-20 milyara depo yaptırdı. Su taşıdı. Adeta Mısır patlağı gibi her noktada su satış istasyonları türedi. Vatandaş suyun litresini 1 liraya almaya başladı. Bunların bedelini kim ödeyecek? Peki çocukların pek çoğu bit salgınından veya bağırsak enfeksiyonunundan hasta oldu, ilaç masraflarını ve susuz kalıp da sinirleri bozulan hanımefendilerin sıkıntısının faturasını kim ödeyecek? 

Lütfen bunları bize hatırlatmasınlar, seslerini kessinler. Eski defteri açarsak çok şeyler çıkar. Ben İSKİ Genel Müdürü olduğum zaman 'Ben yeni bir defter açıyorum' dedim. Eski skandallarla falan uğraşmadık, kim uğraşırsa uğraşsın dedik. Dolayısıyla onları biliyoruz, neler harcandı, nerelere gitti, neler hortumlandı hepsini biliyorum, kayıtları vardır, lütfen bunlar bize eski defterleri açtırmasınlar.''

Nükleer Santral

Bakan Eroğlu, internet üzerinden gelen bir soruyu cevaplandırırken de ''Akkuyu ve Sinop'ta yapılacak olan nükleer santrallerin çevreye hiç bir zararı yoktur. Bana göre şimdiye kadar çoktan yapılması lazımdı'' dedi.

Nükleer santrallerin tehlikeli olmadığını anlatan Eroğlu, Fransa'da enerji ihtiyacının yüzde 80'inin nükleer santrallerden karşılandığına söyledi. 

Türkiye dışında dünyanın hemen hemen her tarafında nükleer santraller bulunduğunu anlatan Eroğlu, ''Nükleer atıklar, artık çok daha rahat bir şekilde bertaraf ediliyor, hiç bir tehlikesi yoktur'' dedi.

''Enerji pastasından pay almak isteyen bazı lobilerin tahrikleri bulunduğunu'' ifade eden Eroğlu, sözlerini ''Bana göre şimdiye kadar çoktan yapılması lazımdı'' diye tamamladı.

 

15.04.2010